Kira İlişkilerinde Taraflardan Birinin Ölümünün Sözleşmeye Etkisi 27 Ocak 2026
1. GİRİŞ Kira sözleşmesinin taraflarından birinin ölümü halinde kira ilişkisinin kendiliğinden sona erip ermeyeceği ve bu durumda kira sözleşmesinin akıbetinin ne olacağı sorusu gündeme gelmektedir. Türk hukukunda bu konudaki düzenlemeler Türk Borçlar Kanunu'nda kiracının ölümünün sözleşmeye etkisi bakımından açıkça yer almaktayken kiraya verenin ölümünün kira sözleşmesine etkisi için açık bir düzenleme olmamakla birlikte kiraya verenin ölümü halinde sözleşmenin akıbeti hususunda Yargıtay'ın TBK kapsamında yerleşik içtihatları bulunmaktadır.
|
2. TARAFLARIN ÖLÜMÜNÜN SÖZLEŞMEYE ETKİSİ |
|
Kiracının ölümünün sözleşmeye etkisi, hem kiranın genel hükümleri arasında; hem de konut ve çatılı işyeri kiralarına ilişkin düzenlemeler arasında açıkça ve ayrı ayrı ele alınmıştır.Kiranın genel hükümleri arasında yer alan "Kiracının ölümü" başlıklıTBK m.333 ve m.371 ile "Kiracının ölümünde sözleşmenin sürdürülmesi" başlıklı TBK M.356'da düzenlenmişken, kiraya verenin ölümünün sözleşmeye etkisi, Yargıtay tarafından "Sözleşmenin devri ve mülkiyetin el değiştirmesi" başlıklı TBK m.310 düzenlenmesi kapsamında değerlendirilmektedir. |
|
|
|
|
Bu hükümlerden, uygulamaya yönelik olarak açıklamalarda bulunulabilecek ve Yargıtay kararlarına da sıklıkla konu olan TBK m.333 uyarınca kiracının ölmesi durumunda mirasçıları dilerse yasal fesih bildirim süresine uyarak sözleşmeyi feshedebilecek, kiracının mirasçıları, en yakın fesih dönemi için bir fesih beyanı kullanmadıklarında; yani,. Türk Borçlar Kanununun 329. madde sine göre; kira sözleşmesi, altı aylık kira döneminin sonu için üç aylık fesih bildirim süresine uyularak feshedilmediği takdirde, artık kiracının ölümü sebebiyle fesih hakkı ortadan kalkacaktır. |
|
"Konut ve çatılı işyerlerinde kira sözleşmesinin sona ermesi" başlığı altında düzenlenen TBK m.356 uyarınca da kiracının ölümü halinde kira sözleşmesi kendiliğinden sona ermeyecek ve kira sözleşmesi kural olarak mirasçılara ve ölen kiracı ile aynı konutta oturanlar tarafından sürdürülebilecektir. |
|
Kira ilişkisinin sürdürülebilmesi için, kira sözleşmesine devam edecek tarafların sözleşmeye ve kanun hükümlerine uygun olarak hareket etmeleri gerekmektedir. Kısaca, sözleşmenin sürdürülebilmesi için şu şartlar gerekmektedir: Aynı konutta oturanların (TBK m. 356) veya mirasçıların varlığı, fesih bildirimi olmaması, kiralananın sözleşmeye ve kanuna uygun kullanımı. Örneğin, ölen kiracıyla birlikte oturanlar sözleşme ilişkisini kiracı sıfatıyla devam ettirmek istemiyorlarsa veya sözleşmeye uygun davranış içinde değillerse; bu sözleşmenin sona erme sebebi olabilecektir. Kiracıyla birlikte oturanların kiracının ödemediği kira bedellerinden sorumlu olmadıklarını iddia etmeleri gibi durumlar, kira sözleşmesine uymama örneği teşkil edebilecek ve kiraya verene sözleşmeyi sona erdirme hakkı verebilecektir. |
|
3. YARGI KARARLARI IŞIĞINDA DEĞERLENDİRME |
|
Yukarıda açıklamış olduğumuz hususlar, aşağıdaki kararlarda da açıkça ifade edilmiştir: |
|
|
|
|
|
Yargı kararlarından da açıkça anlaşılmaktadır ki, kiracının ölümü ile kira sözleşmesi kendiliğinden sona ermemekte, şartlar sağlandığında, kiracının ölmesi kiraya verene sözleşmeyi sona erdirme imkanını tek başına sağlamayacak, bu koşullara aykırı bir kira ilişkisi halinde ise kiraya veren, tahliye için yasal fesih yollarını izlemesi gerekecektir. Ek olarak, murisin ölümü halinde kira sözleşmesinin devamı için mirasçılardan muvafakat aranması gibi bir gereklilik de bulunmamaktadır. |
|
|
Kanun hükmünden de anlaşılacağı üzere, kiralananın miras yoluyla el değiştirmesi hâlinde mirasçılar kira sözleşmesinin tarafı hâline gelecek ve kira ilişkisi aynı şartlarla devam edecektir. Yargıtay'ın yerleşik içtihadında da, kiraya verenin vefatının tek başına tahliye sebebi oluşturmadığı; mirasçıların, kiraya verenin hak ve borçlarını aynen devraldığı kabul edilmektedir. Bu kapsamda mirasçılar, kira sözleşmesini ancak kanunda öngörülen tahliye sebeplerine ve usule uygun şekilde sona erdirebilir. Bu hususlar, Yargıtay kararları ile de sabit olmuştur: |
|
|
|
4. SONUÇ |
|
Kiranın genel hükümleri arasında yer alan 333. Madde uyarınca, kira sözleşmesinin kiracı tarafının ölümü söz konusu olduğunda, kira sözleşmesi sona ermemekte; tam tersine kiracının mirasçıları, kira sözleşmesine kiracı sıfatıyla devam edebilmektedirler. Kira sözleşmesini sona erdirmek isteyen müteveffa kiracının mirasçıları ise; diledikleri takdirde feshi ihbar dönem ve sürelerine uymak suretiyle, mevcut kira sözleşmesini sonlandırabilmektedirler. |
|
Konut ve çatılı işyeri kiralarını düzenleyen hükümler arasında yer alan TBK madde 356'da düzenlemesine göre de kiracının ölümün kira sözleşmesini sona erdirmeyecek, konut ve çatılı işyeri kiracısı ölünce, kira sözleşmesi ortadan kalkmayıp devam edecek; konut kiralarında kiracı ile birlikte oturanlar, çatılı işyerlerinde ise, ölen işyeri kiracısının ortakları veya bu ortakların aynı meslek ve sanatı yürüten mirasçıları, kira sözleşmesini kiracı sıfatıyla sürdüreceklerdir. |
|
Kiraya verenin ölümü halinde ise TBK m.310 kapsamında Yargıtay tarafından yapılan değerlendirmeler ışığında, kiralananın miras yoluyla el değiştirmesi hâli olarak görülen bu durumda mirasçılar kira sözleşmesinin tarafı hâline gelecek ve kira ilişkisi aynı şartlarla devam edecektir. Kiraya verenin de bu durumda kira ilişkisini sonlandırmak için kanunda öngörülen fesih sebeplerine başvurması gerekecektir. |
|
KAYNAKÇA: |
|
1. İlgili Yargıtay İçtihatları (Y. 17. HD E. 2012/16465, K. 2012/15092, Y 6. HD E. 2011/3404, K. 2011/8462, Y. 7. HD E. 2025/636, K. 2025/4454, İstanbul BAM 35. HD E. 2019/3006 K. 2021/2265, Y.8.HD E. 2018/14597, K. 2019/7326, Y. 1. HD E. 2013/11977, K. 2013/14550) |
Diğer Haberler
-
25.1.2026
Rekabet Kurumu 2025 Yılı Birleşme Ve Devralma Görünüm Raporu Yayımlandı
Rekabet Kurumu ("Kurum") tarafından 2025 yılında gerçekleştirilen birleşme, devralma ve özelleştirme işlemlerine ilişkin, Birleşme ve Devralma Görünüm Raporu ("Rapor") 7 Ocak 2026 tarihinde yayımladı.
-
14.1.2026
KVKK Kapsamında 2026 Yılı İdari Para Cezaları: Güncel Riskler ve Uyum Değerlendirmesi
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ("KVKK") kapsamında kişisel verilerin işlenmesine ilişkin yükümlülükler, veri sorumluları ve veri işleyenler açısından her geçen yıl daha yüksek yaptırımlarla desteklenmektedir. Kişisel Verileri Koruma Kurumu tarafından açıklanan 2026 yılı idari para cezaları, KVKK uyumunun ertelenebilir veya şekli olarak ele alınabilecek bir alan olmadığını açık biçimde ortaya koymaktadır.
-
7.1.2026
Zorlayıcı Nedenle İş Sözleşmesinin Feshini, İşçi ve İşveren Yönünden İrdeleyen Yargıtay'ın Karar İncelemesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/5850 Esas, 2025/6491 Karar, 17.09.2025 Tarihli Karar Özeti;
-
4.1.2026
Halka Arz Şartlarında Mali Eşikler 2026 Yılı İçin Güncellendi
Sermaye Piyasası Kurulu'nun ("SPK") 31 Aralık 2025 tarihli ve 2025-68 sayılı kararı ("Karar") ile birlikte, payları ilk defa halka arz edilecek ortaklıkların 2026 yılı için yapacakları halka arz başvuruları için sağlanması gereken mali eşiklerde aranan koşullar ağırlaştı.
-
25.12.2025
Finansal Yeniden Yapılandırma Uygulamasının Süresi 2025 Yılında Yeniden Uzatıldı
5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun Geçici 32. Maddesi kapsamında yürütülen finansal yeniden yapılandırma mekanizmasının uygulama süresi, 25 Aralık 2025 tarihli ve 33118 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 10765 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile iki yıl süre ile bir kez daha uzatılmıştır.
-
17.12.2025
KVKK Uyumunda Sürdürülebilirlik: Tek Seferlik Uyum Anlayışının Ötesi
Dijitalleşmenin hız kazanmasıyla birlikte kişisel veriler, kurumlar ve şirketler açısından stratejik bir değer haline gelirken; bu verilerin hukuka uygun şekilde işlenmesi, korunması ve yönetilmesi hem birey haklarının güvence altına alınması hem de kurumsal sürdürülebilirlik bakımından kritik bir önem taşımaktadır. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, kişisel verilerin işlenmesinde temel ilke ve yükümlülükleri belirleyerek veri sorumlularına kapsamlı bir uyum sorumluluğu yüklemektedir. KVKK'ya uyum, yalnızca idari para cezalarından kaçınmaya yönelik bir zorunluluk değil; aynı zamanda kurumsal itibarın korunması, müşteri güveninin tesis edilmesi ve hukuki risklerin etkin şekilde yönetilmesi açısından vazgeçilmez bir unsur haline gelmiştir.
-
14.12.2025
İhbar Süresinde Gerçekleşen Ücret Artışından Çalışanın Yararlanması Mümkün Müdür?
4857 Sayılı İş Kanunu'nun 17. Maddesindeki düzenleme uyarınca; belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce durumun diğer tarafa bildirilmesi gerekmektedir. Buna göre iş sözleşmeleri;
-
11.12.2025
Borca Batıklık ve Sermaye Kaybı Hesaplamasında Muafiyet Süresi Uzatıldı
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun ("TTK") 376'ncı maddesi, şirketlerde sermaye kaybı ve borca batıklı olma durumunu düzenlemekte olup bu durumlarda uyulacak usul ve esasları ise "6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 376'ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ" ("TTK m. 376 Tebliği") ile detaylandırılmıştır.
-
7.12.2025
OFAC Nedir? Yatırımcılar İçin Stratejik Önemi Ve Uygulama Alanları
Dünya değiştikçe ve gün geçtikçe, daha da sık karşılaşmaya başladığımız terimlerden biri "OFAC". Küreselleşen dünyada uluslararası alanda yatırım yapmak isteyen kurumlar bir şekilde OFAC'a rastlıyor ya da OFAC ile temas ediyor. Zira, OFAC tarafından uygulanan bu yaptırımlar yalnızca ABD vatandaşları / menşeli şirketleri değil, ABD ile doğrudan veya dolaylı olarak ekonomik - finansal temasta olan kişileri de ilgilendiriyor. Peki nedir bu OFAC?
-
3.12.2025
Ortaklara Borçlar Ve Adat Faturası
1. Adat Nedir? Uygulamada sıklıkla işletmelerin ortaklara borç vermesi işlemi ile karşılaşılmaktadır. İşletmenin ortaklardan alacaklı hale geldiği böyle bir durumda söz konusu alacak miktarına adat faizi hesaplanması ve fatura düzenlenmesi gerekmektedir. Dolasıyla adat, işletme ile ortak/ilgililer arasında gerçekleşen borç-alacak ilişkilerinde işletme kaynaklarının kullanım süresine bağlı olarak faiz tahakkuku hesaplamak ve vergi kaybının telafi edilmesi amacıyla uygulanan bir yöntemdir. Bu hesaplamalar, transfer fiyatlandırması kurallarına uyum, vergi matrahının doğru belirlenmesi ve KDV gibi yasal yükümlülüklerin yerine getirilmesi açısından önem taşır.
-
27.11.2025
Hamiline Yazılı Pay Senetlerinin Merkezi Kayıt Kuruluşuna Bildirim Süreci Ve Yaptırımları
1. Hamiline Yazılı Pay Senetlerin Basımı ve Bildirimi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun ("Kanun") 484. maddesi uyarınca anonim şirketlerde iki tür pay senedi bulunmaktadır: nama yazılı ve hamiline yazılı pay senetleri. Nama yazılı pay senetlerinde devir işlemi teslim ile gerçekleşirken, hamiline yazılı pay senetlerinin devri için Hamiline Yazılı Pay Senetlerinin Merkezi Kayıt Kuruluşuna Bildirilmesi ve Kayıt Altına Alınması Hakkında Tebliğ ("Tebliğ") uyarınca bazı şartlar getirilmiştir. Tebliğ kapsamında hamiline yazılı payların Merkezi Kayıt Kuruluşu ("MKK") kaydının tamamlanması, yönetim kurulu kararının alınması ve bu kararın ilgili sicil müdürlüğünde tescil ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan ettirilmesi gerekmektedir.
-
19.11.2025
Birleşme ve Devralma İşlemlerinde Niyet Mektubu Süreci
Birleşme ve devralma ("M&A") işlemleri, hem hukuki hem ticari açıdan çok aşamalı süreçlerdir. Bu süreçte, sözleşme aşamasına geçilmeden önce sözleşme tarafları, işlem iradelerini belirlemek, ticari beklentilerini paylaşmak ve hukuki çerçeveyi oluşturmak için bir hazırlık sürecine girerler. Bu hazırlık süreci, tarafların işlem yapısına ilişkin temel ilkeleri tartıştığı, müzakere stratejilerini belirlediği ve işlem risklerini değerlendirdiği ilk aşamayı oluşturur.
-
13.11.2025
Gerekçeli Karar Hakkının İhlaline Dair Yeni Aym Kararı Resmi Gazete'de Yayınlandı
1. GİRİŞ Gerekçe, yargı kararlarında meselenin, sonuçta gösterilen şekilde çözülmesinin nedenini ve niçinini gösteren kısımdır ve hüküm vermenin bir uzantısıdır.1 Gerekçenin içeriğinin tatmin edici ve tutarlı olması, hukukî dinlenilme hakkının ve adil yargılanma hakkının sağlanması açısından mühimdir. Gerekçeli karar, mahkemenin tarafsızlığını ortaya koymakla; gerçekten, dosya içeriğine, akla ve hukuka uygun düşen bir gerekçe sayesinde taraflar davayı hangi maddî ve hukukî sebeplerden ötürü kaybettiklerini veya kazandıklarını öğrenme ve tatmin olma şansına sahip olacaklardır.
-
6.11.2025
Kapsam Dışı Personel Hakkında Anayasa Mahkemesi Kararı
22.09.2025 Tarihli Resmi Gazete 'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi Kararında;
-
23.10.2025
Asıl ve Alt İşverenin Arabuluculuğa Birlikte Katılma Zorunluluğu Anayasa Mahkemesi Kararı ile Kaldırıldı
Çalışma hayatında iş ilişkilerinin sona ermesi sonrasında işçinin işe iade talebiyle başvurabileceği arabuluculuk sürecine ilişkin önemli bir Anayasa Mahkemesi kararı yayımlanmıştır. Anayasa Mahkemesi, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesinin (15) numaralı fıkrasında yer alan, "Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunduğu hâllerde işe iade talebiyle arabulucuya başvurulduğunda, anlaşmanın gerçekleşebilmesi için işverenlerin arabuluculuk görüşmelerine birlikte katılmaları ve iradelerinin birbirine uygun olması gerekir" hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğuna karar vermiştir. Söz konusu karar, 17 Ekim 2025 tarihli ve 33050 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.