Anayasa Mahkemesi Cumhurbaşkanına Döviz Ve Para Hareketlerini Sınırlama Yetkisi Veren Kanun Hükmünü İptal Etti! 22 Ekim 2025
15 Ekim 2025 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi ("Mahkeme")17 Haziran 2025 tarihli, E. 2024/193, K. 2025/136 sayılı kararıyla1 ("Karar") 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun'un ("Kanun") 1. maddesini ("Kambiyo, nukut, esham ve tahvilat alım satımı ve kıymetli madenler ve kıymetli taşlarla bunlardan mamul veya bunları muhtevi her nevi eşya ve kıymetlerin alım satımı, kıymetli madenlerin rafinajı ile tüm bu eşya ve kıymetlerin, ticari senetlerin ve tediyeyi temine yarayan her türlü vasıta ve vesikaların memleketten ihracı veya memlekete ithalinin tanzim ve tahdidine ve Türk Parasının kıymetinin korunması zımnında kararlar ittihazına Cumhurbaşkanı salahiyetlidir.") iptal etmiştir.
|
Buna bağlı olarak 1567 sayılı Kanun'un 1. maddesinin iptali nedeniyle uygulanma imkânı kalmayan anılan Kanun'un 2. maddesi ile ek 5. maddesinin 6216 sayılı Kanun'un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince iptaline de hükmedilmiştir. |
|
İptal kararı, Cumhurbaşkanına verilen "Türk parasının kıymetini koruma kapsamında her türlü mal, kıymetli maden, taş, para ve kıymetli evrak hareketine ilişkin sınırlama getirme" yetkisinin Anayasa'nın 7. maddesindeki yasama yetkisinin devredilemezliği ilkesini ihlal ettiği tespitine dayanmaktadır. |
|
Yasama Yetkisinin Devredilemezliği İlkesi Bakımından Değerlendirme |
|
Karar'a göre Kanun Cumhurbaşkanına belirli bir amaç çerçevesinde düzenleme yetkisi verse de uygulanacak tedbirlerin çerçevesi çizilmeksizin, temel ilkeleri belirlenmeksizin "sınırsız, belirsiz ve geniş" bir alanın yürütmenin düzenlemesine bırakılması Anayasa'nın 7. maddesinde yer alan yasama yetkisinin devredilemezliği ilkesini ihlal etmektedir. |
|
Mahkeme, Karar'ında yürütme organının türevsel nitelikte düzenleyici işlem yapma yetkisine sahip olduğunu, bunun kural olarak yasama yetkisinin devri anlamına gelmeyeceğini ancak bu düzenleme yetkisinin yalnızca sınırlı, tamamlayıcı ve kanuna bağımlı bir nitelik taşıyabileceğini vurgulamıştır. Buna karşılık, söz konusu yetkinin sınırlarının belirlenmeksizin yürütmenin takdirine bırakılmasının, yasama yetkisinin devredilemezliği ilkesini ihlal edeceğini açıkça belirtmiştir. |
|
Temel Hak ve Özgürlüklerin Ancak Kanunla Sınırlanabileceğini İfade Eden Kanunilik İlkesi Çerçevesinde Değerlendirme |
|
Mahkeme ayrıca, kuralın kişilerin borçlandırıcı ve tasarruf işlemlerinde ya da ticari faaliyette bulunmalarına müdahale yetkisi barındırdığından mülkiyet hakkı, sözleşme özgürlüğü ve teşebbüs özgürlüğü üzerinde doğrudan etkisi olduğunu ifade etmiştir. Buna karşılık temel hak ve özgürlüklere ilişkin sınırlamaların Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca ancak kanunla öngörülebileceğini vurgulamış, dolayısıyla Cumhurbaşkanına düzenleme yetkisi veren kuralın Anayasa'ya uygunluk denetiminden geçemediğini ortaya koymuştur. |
|
Sonuç olarak kararın gerekçesinde iki husus öne çıkmaktadır: |
|
|
|
32 Sayılı Karar ve İlgili Tebliğlerin Akıbeti |
|
Kanun'a dayanılarak çıkarılan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar2 ve ilgili tebliğler, dayanak Kanun hükmünün iptal edilmesi sebebiyle normatif meşruiyet ortadan kalkacağından hukuken uygulanamaz hale gelecektir. |
|
Mahkeme, ortaya çıkacak hukuki boşluğun kamu yararını ihlal edeceği kanaatine varmış, bu durumun önüne geçmek amacıyla iptal kararının yürürlüğünü Resmî Gazete'de yayımlandığı tarihinden itibaren dokuz ay ertelemiştir. Bu süre içinde Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin ("TBMM") yeni bir kanun hazırlaması gerekmektedir. Aksi halde, 15 Temmuz 2026 itibarıyla iptal edilen Kanun'un 1., 2. ve ek 5. maddelerine dayanılarak çıkarılan çok sayıda mevzuat uygulanamaz hale gelecektir. |
|
Sonuç ve Değerlendirme |
|
Mahkeme, ekonomik düzenin istikrarı ile anayasal hukuk düzeninin güvenceleri arasındaki dengenin yeniden tesis edilmesi bağlamında oldukça önemli bir karar vermiştir. Yasama yetkisinin TBMM'ye ait olması ve bu yetkinin devredilememesinin, kuvvetler ayrılığı ilkesinin bir gereği ve "demokrasi rejimini benimseyen siyasi rejimlerde kaçınılmaz bir durum" olduğunu vurgulamıştır. |
|
Böylelikle Mahkeme, ekonomik politika alanında dahi kanunilik ilkesinin esnetilemeyeceğini bir kez daha ortaya koymuştur. Bu Karar, idarenin geniş takdir yetkisine dayalı ekonomik müdahaleler yerine yasama organının belirlediği sınırlar çerçevesinde düzenlemeler yapmasını zorunlu kılmaktadır ve Türkiye'de döviz sınırlamaları alanında yeni bir "kanuni mimari" döneminin habercisidir. |
2 https://www.mevzuat.gov.tr/ mevzuat? MevzuatNo= 1567&MevzuatTur= 1&MevzuatTertip=3
Diğer Haberler
-
14.1.2026
KVKK Kapsamında 2026 Yılı İdari Para Cezaları: Güncel Riskler ve Uyum Değerlendirmesi
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ("KVKK") kapsamında kişisel verilerin işlenmesine ilişkin yükümlülükler, veri sorumluları ve veri işleyenler açısından her geçen yıl daha yüksek yaptırımlarla desteklenmektedir. Kişisel Verileri Koruma Kurumu tarafından açıklanan 2026 yılı idari para cezaları, KVKK uyumunun ertelenebilir veya şekli olarak ele alınabilecek bir alan olmadığını açık biçimde ortaya koymaktadır.
-
7.1.2026
Zorlayıcı Nedenle İş Sözleşmesinin Feshini, İşçi ve İşveren Yönünden İrdeleyen Yargıtay'ın Karar İncelemesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/5850 Esas, 2025/6491 Karar, 17.09.2025 Tarihli Karar Özeti;
-
4.1.2026
Halka Arz Şartlarında Mali Eşikler 2026 Yılı İçin Güncellendi
Sermaye Piyasası Kurulu'nun ("SPK") 31 Aralık 2025 tarihli ve 2025-68 sayılı kararı ("Karar") ile birlikte, payları ilk defa halka arz edilecek ortaklıkların 2026 yılı için yapacakları halka arz başvuruları için sağlanması gereken mali eşiklerde aranan koşullar ağırlaştı.
-
25.12.2025
Finansal Yeniden Yapılandırma Uygulamasının Süresi 2025 Yılında Yeniden Uzatıldı
5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun Geçici 32. Maddesi kapsamında yürütülen finansal yeniden yapılandırma mekanizmasının uygulama süresi, 25 Aralık 2025 tarihli ve 33118 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 10765 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile iki yıl süre ile bir kez daha uzatılmıştır.
-
17.12.2025
KVKK Uyumunda Sürdürülebilirlik: Tek Seferlik Uyum Anlayışının Ötesi
Dijitalleşmenin hız kazanmasıyla birlikte kişisel veriler, kurumlar ve şirketler açısından stratejik bir değer haline gelirken; bu verilerin hukuka uygun şekilde işlenmesi, korunması ve yönetilmesi hem birey haklarının güvence altına alınması hem de kurumsal sürdürülebilirlik bakımından kritik bir önem taşımaktadır. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, kişisel verilerin işlenmesinde temel ilke ve yükümlülükleri belirleyerek veri sorumlularına kapsamlı bir uyum sorumluluğu yüklemektedir. KVKK'ya uyum, yalnızca idari para cezalarından kaçınmaya yönelik bir zorunluluk değil; aynı zamanda kurumsal itibarın korunması, müşteri güveninin tesis edilmesi ve hukuki risklerin etkin şekilde yönetilmesi açısından vazgeçilmez bir unsur haline gelmiştir.
-
14.12.2025
İhbar Süresinde Gerçekleşen Ücret Artışından Çalışanın Yararlanması Mümkün Müdür?
4857 Sayılı İş Kanunu'nun 17. Maddesindeki düzenleme uyarınca; belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce durumun diğer tarafa bildirilmesi gerekmektedir. Buna göre iş sözleşmeleri;
-
11.12.2025
Borca Batıklık ve Sermaye Kaybı Hesaplamasında Muafiyet Süresi Uzatıldı
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun ("TTK") 376'ncı maddesi, şirketlerde sermaye kaybı ve borca batıklı olma durumunu düzenlemekte olup bu durumlarda uyulacak usul ve esasları ise "6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 376'ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ" ("TTK m. 376 Tebliği") ile detaylandırılmıştır.
-
7.12.2025
OFAC Nedir? Yatırımcılar İçin Stratejik Önemi Ve Uygulama Alanları
Dünya değiştikçe ve gün geçtikçe, daha da sık karşılaşmaya başladığımız terimlerden biri "OFAC". Küreselleşen dünyada uluslararası alanda yatırım yapmak isteyen kurumlar bir şekilde OFAC'a rastlıyor ya da OFAC ile temas ediyor. Zira, OFAC tarafından uygulanan bu yaptırımlar yalnızca ABD vatandaşları / menşeli şirketleri değil, ABD ile doğrudan veya dolaylı olarak ekonomik - finansal temasta olan kişileri de ilgilendiriyor. Peki nedir bu OFAC?
-
3.12.2025
Ortaklara Borçlar Ve Adat Faturası
1. Adat Nedir? Uygulamada sıklıkla işletmelerin ortaklara borç vermesi işlemi ile karşılaşılmaktadır. İşletmenin ortaklardan alacaklı hale geldiği böyle bir durumda söz konusu alacak miktarına adat faizi hesaplanması ve fatura düzenlenmesi gerekmektedir. Dolasıyla adat, işletme ile ortak/ilgililer arasında gerçekleşen borç-alacak ilişkilerinde işletme kaynaklarının kullanım süresine bağlı olarak faiz tahakkuku hesaplamak ve vergi kaybının telafi edilmesi amacıyla uygulanan bir yöntemdir. Bu hesaplamalar, transfer fiyatlandırması kurallarına uyum, vergi matrahının doğru belirlenmesi ve KDV gibi yasal yükümlülüklerin yerine getirilmesi açısından önem taşır.
-
27.11.2025
Hamiline Yazılı Pay Senetlerinin Merkezi Kayıt Kuruluşuna Bildirim Süreci Ve Yaptırımları
1. Hamiline Yazılı Pay Senetlerin Basımı ve Bildirimi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun ("Kanun") 484. maddesi uyarınca anonim şirketlerde iki tür pay senedi bulunmaktadır: nama yazılı ve hamiline yazılı pay senetleri. Nama yazılı pay senetlerinde devir işlemi teslim ile gerçekleşirken, hamiline yazılı pay senetlerinin devri için Hamiline Yazılı Pay Senetlerinin Merkezi Kayıt Kuruluşuna Bildirilmesi ve Kayıt Altına Alınması Hakkında Tebliğ ("Tebliğ") uyarınca bazı şartlar getirilmiştir. Tebliğ kapsamında hamiline yazılı payların Merkezi Kayıt Kuruluşu ("MKK") kaydının tamamlanması, yönetim kurulu kararının alınması ve bu kararın ilgili sicil müdürlüğünde tescil ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan ettirilmesi gerekmektedir.
-
19.11.2025
Birleşme ve Devralma İşlemlerinde Niyet Mektubu Süreci
Birleşme ve devralma ("M&A") işlemleri, hem hukuki hem ticari açıdan çok aşamalı süreçlerdir. Bu süreçte, sözleşme aşamasına geçilmeden önce sözleşme tarafları, işlem iradelerini belirlemek, ticari beklentilerini paylaşmak ve hukuki çerçeveyi oluşturmak için bir hazırlık sürecine girerler. Bu hazırlık süreci, tarafların işlem yapısına ilişkin temel ilkeleri tartıştığı, müzakere stratejilerini belirlediği ve işlem risklerini değerlendirdiği ilk aşamayı oluşturur.
-
13.11.2025
Gerekçeli Karar Hakkının İhlaline Dair Yeni Aym Kararı Resmi Gazete'de Yayınlandı
1. GİRİŞ Gerekçe, yargı kararlarında meselenin, sonuçta gösterilen şekilde çözülmesinin nedenini ve niçinini gösteren kısımdır ve hüküm vermenin bir uzantısıdır.1 Gerekçenin içeriğinin tatmin edici ve tutarlı olması, hukukî dinlenilme hakkının ve adil yargılanma hakkının sağlanması açısından mühimdir. Gerekçeli karar, mahkemenin tarafsızlığını ortaya koymakla; gerçekten, dosya içeriğine, akla ve hukuka uygun düşen bir gerekçe sayesinde taraflar davayı hangi maddî ve hukukî sebeplerden ötürü kaybettiklerini veya kazandıklarını öğrenme ve tatmin olma şansına sahip olacaklardır.
-
6.11.2025
Kapsam Dışı Personel Hakkında Anayasa Mahkemesi Kararı
22.09.2025 Tarihli Resmi Gazete 'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi Kararında;
-
23.10.2025
Asıl ve Alt İşverenin Arabuluculuğa Birlikte Katılma Zorunluluğu Anayasa Mahkemesi Kararı ile Kaldırıldı
Çalışma hayatında iş ilişkilerinin sona ermesi sonrasında işçinin işe iade talebiyle başvurabileceği arabuluculuk sürecine ilişkin önemli bir Anayasa Mahkemesi kararı yayımlanmıştır. Anayasa Mahkemesi, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesinin (15) numaralı fıkrasında yer alan, "Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunduğu hâllerde işe iade talebiyle arabulucuya başvurulduğunda, anlaşmanın gerçekleşebilmesi için işverenlerin arabuluculuk görüşmelerine birlikte katılmaları ve iradelerinin birbirine uygun olması gerekir" hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğuna karar vermiştir. Söz konusu karar, 17 Ekim 2025 tarihli ve 33050 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.
-
20.10.2025
Borçlu Dışındaki Kişiye Ait Malların Haczi ve Hukuki Hakların Korunmas
İcra takibi sürecinde borçlunun malvarlığına dahil olmayan üçüncü kişilere ait malların haczi, uygulamada sıkça karşılaşılan ve ciddi mağduriyetlere yol açan bir durumdur. Özellikle eşler arasında mal rejimi kaynaklı belirsizlikler ile birlikte mülkiyet ilişkileri, icra işlemlerinde mülkiyetin kime ait olduğunun doğru şekilde tespitini zorlaştırmaktadır. Bu kapsamda, borçlunun eşinin veya bir başka üçüncü kişinin malı üzerine haciz tatbik edilmesi halinde başvurulabilecek hukuki koruma yollarının en önemlisi istihkak iddiasıdır.